..wWw.Mircte.Org...islami Sohbet, Sohbet Odaları,islami Chat,Dini Sohbet Kelimelerinde Türkiyenin En Çok Ziyaret Edilen Bedava Sohbet Sitesine hoşgeLdiniZ..

Menü

   Ana Sayfa
   islami Sohbet'e Giriş
  Dini Sohbetler
  Ağir abi Sözleri
  Aşk Sözleri
  Aşka DaiR
  bedava program indir
  Damar SözLer
  Dantel Modelleri
  Dini Resimli Sözler
  Diyet Listesi
  Erkek Giyim
  Galeri
  Güzel Sözler
  Hayata DaiR
  Hazır MesajlaR
  HikayeLer
  Hüzünlü Sözler
  iLahi sözLeri
  ilahi dinle
  iLahi klipLeri izle
  iSLami Sohbet OdaLari
  Kadın Giyim Moda
  Komik Sözler
  Kurtlar Vadisi Pusu
  Magazin Haberleri
  Mirc Dökümanları
  MirCTe GeyiK
  Mobilya Dekorasyon
  Muzik video
  ResimLi SiirLer
  Rize
  rüya tabirleri
  Sana DaiR
  Sohbet odaları
  Son dakika haberleri
  Takı Tasarım
  Yemek Tarifleri
  Örgü - El İşleri
  Şarkı SözLeri
  Şifalı Bitkiler
  Şiirler
  İletişim
 

         sitemap

 Basamaklarda Unutulan Vefa

Basamaklarda Unutulan Vefa - - Sohbet ve chat aramaları - için kullanıcılarına hizmet veren - Türkiye'nin en iyi sohbet sitesi - sohbet siteleri - chat odaları - damar sözler - aşk sözleri - güzel sözler - canlı sohbet - islami chat - dini sohbet - islami sohbet - dini chat - hayata dair aşka dair Sohbet arkadaşlıkları kurmak isteyenlere  

Okunma

2489
islami sohbet
Click the image to open in full size.


Beni de götürsen İstanbul’a senden başka dayanağım yok.” diyerek tuttu titreyen elleriyle oğlunun bileğinden. “Ne olur!” dedi “Ne olur beni de götür oğul; tek başıma yapamıyorum buralarda.” Anadolu’nun tozlu topraklı köylerinin kavak yeli kokan diliyle serzenişte bulundu evlâdına. Yalnız kalmak artık tak demişti canına. Oğlundan gelen cevap yaşlı gözlerini donuklaştırıverdi: “Olmaz ana; biliyorsun götüremem seni!” Damarları çıkmış derisi büzüşmüş cefakâr elleriyle yazmasını düzeltti: “Yakınında bir yere oturtsan beni oğlum; tövbe girmem evine; düzeninize karışmam! Arada bir torunlarımı severim. Yok onu da istemezsen dışarı bile çıkmam. Yeter ki yakınında olayım evlâdım!” Sesinde acı bir feryat gizliydi aslında. Birkaç kez yutkundu. Biricik evlâdından gelen cevap olumsuzdu. Zeynep Nine bakakaldı oğlunun arkasından.

Yaşlıydı hastaydı. Gözlerinde kalın çerçeveli bir gözlük vardı. Yazmasını başından çenesinin altına dolandırıp bağlardı. Bir ucu yanıktı yazmasının gönlünün bir yanının hep yanık olduğu gibi. Yalnızlık belini biraz daha bükmüştü. Gözlerinden süzülen birkaç damla yaş sanki daha da artırmıştı yorgun yılların remzi olan göz kenarlarındaki çizgileri. Garip kalmıştı yine Zeynep Nine. Oğluna bir yuva kurmuştu mutlu olsun diye; ama o yuvada şimdi yeri yoktu. Gelini kesin kararını vermiş; “Ya o ya ben!” diyerek Zeynep Nine’ye evinin ve gönlünün kapılarını tamamen kapatmıştı. Hâlbuki bir huysuzluğu da yoktu Zeynep Nine’nin; sessiz ve sakindi ne etliye ne sütlüye karışırdı. Ama gel gör ki yaşın getirmiş olduğu istenmeyen sakarlıklar ve bitmeyen hastalıklar Zeynep Nine’yle gelini arasına soğuk bir duvar gibi girmişti. Hâl böyle olunca torunları da oğluyla beraber hasret defterine eklenmişti yaşlı kadıncağızın.

Gitmişti biricik evlâdı. Anacığını bir sürü dertle bırakıp gitmişti. Evinin duvarına yaslandı önce sonra dut ağacın gölgesinin düştüğü yere oturdu. Uzayıp giden tozlu yolların kıvrımlarına dalıp gitti. Şalvarına yapışan çamurların kuruyanlarını temizledi. Kuru bir yaprak düştü kucağına. Alıp ezdi avuçlarında. Gözleri yaşla doldu yine. Yalnızlık çok zordu. Oğlunun gidişinden çok vefasızlığı hırpalamıştı ruhunu. Eşini kaybettiğinde bile bu kadar üzülmemişti. Bir an dalıp gitti mazi yamaçlarına. Oğlunun okula başladığı gün geldi aklına. Dut ağacının altında taramıştı saçlarını biricik evlâdının. Bazlama yapmıştı Zeynep Kadın o gün evlâdı için. Yanına da sıcacık tarhana çorbası. Tarladan da kıpkırmızı domates getirmişti. Zeynep Nine birden çocuklar gibi masumlaştı nemlenen gözlerini avuç içleriyle sildi. Oturduğu dut ağacının gölgesinden kalktı. Gün akşama dönüyordu. Zeynep Nine ömrünün akşamında hüzünle arkadaştı artık.

Zaman Zeynep Nine’nin yaşlılığını git gide artırıyordu. O yılın kasım ayı sonlarına doğru kalın çerçeveli kocaman gözlüğünü taktığı gözleri görmez oldu. Zaten güç belâ yaptığı işleri daha da zorlaşmıştı. ALLAH’tan komşuları hâl ve hatırını soruyor ihtiyaçlarını görmeye geliyordu. Oğlu çok sonraları öğrenecekti annesinin gözlerinin âmâ kaldığını. Zeynep Nine’de yeni bir ümit peyda olmuştu. “Acaba” diyordu “Acaba ömrümün görmeyen gözle geçecek bu son demlerini onların yanında geçirebilir miyim?” Yalnızlık iyice koyulaşmıştı ufkunda ihtiyar kadının. Bir de evinin kapısına çıkan o koca tümsek… Merdiven yoktu kapısının önünde toprak bir tümsek üzerinden geçip öyle varabiliyordu kapısına. Gözleri görürken bile zor çıktığı bu tümseği şimdi nasıl çıkacaktı? Ama evlâdı onu bu hâlde bırakmazdı evine koymasa da yakınlarında bir yerde ev tutup onu da götürürdü İstanbullara… Bekliyordu oğlundan bir soluk bekliyordu… Nihayet bir gün muhtar oğlundan haber getirdi Zeynep Nine’ye. Anasının gözlerinin görmediğini öğrenen oğul ömrünün son demlerinde rahat etsin diye evinin önüne merdiven yaptıracaktı yaşlı kadının. “Oğlun kapının önüne basamak yaptıracak Zeynep Ana sen inip çıkarken zorlanma diye…” Muhtarın bu cümlesi zavallı kadının son ümitlerini de boşa çıkarmıştı. “Tamam” dedi yaşlı ve yaslı gönlünü avutmaya çalışarak. “ALLAH razı olsun.” diye ekledi. Öyle ya bunu da yapmayabilirdi. Muhtar evin önüne basamaklar yapılıncaya kadar Zeynep Nine’yi evinde misafir edecekti.

Basmakların tamamlandığı günün sabahında oğlu geldi Zeynep Nine’nin. Evlerinin önünde durdu basamaklar tam Zeynep Nine’ye göre yapılmıştı. Fazla yüksek olmayan yan tarafında demir parmaklığı olan… Saydı: Bir iki üç… Tam yedi basamak vardı. Evin boyası eskimiş kapısına baktı. Dudakları titredi gözleri doldu. Dut ağacın gölgesi düşmüştü yine duvar kenarına. Biraz ilerde anacığının kendisine mis gibi tarhanalar pişirdiği ocağı gördü. İçi burkuldu küt diye bir şey düştü sanki gönlünün vefasız yanına. Bu sırada bir el dokundu omzuna: “Başın sağ olsun Bilâl!” Başı öne düştü “Dostlar sağ olsun.” derken. Yukarı mahalleden eski bir arkadaşıydı gelen. “Çok iyi insandı Zeynep Teyze. Az ekmeğini yemedim Bilâl inşALLAH mekânı Cennet olur…” diye ekledi eski dost. Sustu vefasız oğul. Yutkundu. Islanan yanaklarını silerken şunları söyleyebildi: “Bu basamakları onun için yaptırmıştım. Kolay inip çıksın diye…” Arkadaşı kafasını salladı yüzü hüzne döndü: “Keşke buraya basamak yaptırana kadar kendi ellerinle anacığının gönlüne basamaklar yapsaydın. Olmadı be arkadaş sana yakıştıramadık duyduklarımızı gördüklerimizi. Çok yalnız bıraktın Zeynep Teyze’yi. Hiç olmazsa arada bir gelip hatırını sorsaydın gönlünü alsaydın. Neyse tekrar başın sağ olsun…” Ne doğru konuşmuştu eski dost. Yüreği ezildi Bilâl’in gözleri doldu: “Bir kez bile çıkamadın bu basamaklardan. Keşke hayırlı bir evlât olup ben senin gönlüne çıkabilseydim basamak basamak. Anacığım hakkını helâl et bu vefasız oğluna. Ne olur hakkını helâl et!”
 

 



  Yorumlar

 
2013 ResimLi SiirLer - ßitanem ...


Her Kışın Bir Baharı Vardır


YanımDa oL - resimli Şiirler


Müslüm Gürses - A Canım Sözleri


Kurtlar Vadisi Pusu 185. bölüm fragmanı


kendime-cay-yaptim


islami-sohbet-komutlar-nick-komutlari


cepte-sohbet


sohbetlim-net


mobil-sohbetin-tek-adresi


sohbet-sila


sohbetlim-de-2018-sohbet


Kahvedeki Gizli Özlem


mp3 dönüştürücü müzik indir


İmera - Vazgeçtim


Copyright © 2008 © 2018 Tüm Hakları Saklıdır mircte.org

Desing By eFe