Bilmediğim bir dilde yazmaya başladım, sanırım bilmediğimiz dillerde
yaşadığımız gibi ...
Sayı
saymayı öğrenmişim, şimdi çıkarken unuttuğum basamakları bir bir
hatırlıyorum... ekliyor..çıkarıyor..bölüyorum... adımı koymadılar henüz,
bilinçsiz bir aşk hali diyorlar şimdilik; varsa daha ötesi... çarpıyorum bir
de, iki yokluğu yan yana getirdiğimde... Anlamlar mı dediniz?...Yok şimdilik
onları düşünmüyorum... Kalansız bölünebilen bir o vardı değil mi?
"Sırtım
üşüdüğü zaman yerimde yatmadığımı işaret ediyordu uyku halleri, elimin bir
köşesinde asılı kalmış bir kumanda ve devamlı başa saran senaryonun fiili
oyuncuları ekranın mecburi istikametinde mesailerine devam ediyorlar.
Pencereyi yarım bırakılmışlığından kurtardıktan sonra düşe kaldığın yerden
devam etmek kolay aslında... Işıklar kapansın... sesler kesilsin... gecenin
kopan iki yarısı uçlarından fiyonklanarak birleştirilsin... Düş yolu açık..
azami hız saatte bir kaç bin kilometre... Uykuyla uyanıklık arası belki de
ancak bu kadar uzak olabiliyorum kendime..."
Bazen
bacaklarının isyanını duymayacak kadar çok yürür insan, özellikle kendini
kalabalığın dalgakıranı olarak düşündüğü zamanlarda... Şehir, adımlarına
dayanabilecek kadar büyükse zaman bir o kadar kıskanç ve homurtuludur belki
de o an içerisinde bir kez bile düşünülmediğini farkettiğinde... En güzel
bestelerini yapar belki sokak aralarında gezindikçe, oturup bir kaç damla
kızıllığın içinde iki şekeri erittiğinde, bir kaç satır okuduğunda kendinden
önceki yaşamlara ve aşklara dair... Sonra sayfalar kapatılır, yudumlar
tamamlanır; bir kaç deklanşör sesinde geçiştirilmiş yaşamlar soluklanır...
"Kalbim
üşüdüğü zaman aslında hiç yerli yerinde olmayan bir aşkı işaret ediyordu
heyecan halleri. İçimin bir köşesinde büzüşüp kalmış sesler ve devamlı aynı
nakaratı tekrarlamak zorunda olduğunu düşünen notalarla birlikte. Yarım
kalmışlığımı savuşturduktan sonra aşka kaldığın yerden devam etmek kolay
aslında... İçindeki tüm caddelerin lambaları yansın; sokak şarkıcıları
mızıka eşliğinde nağmelerken geceyi dans etsin kızıla boyalı kadın, benliğin
karşı kıyıları çengelli iğneyle tutturulsun tekrar yaşama... Düş yolu
açık.... azami hız saatte bir kaç bin nefessizlik... Kimsesizlikle varoluş
arasında bu kadar nefes alınabiliyor sadece..."
Bilmediğim bir dilde ağlamaya başladım; bilmediğim mevsimlerin bulutlarını
avuçlarımda sıkıyormuş gibi