|
|
 |
Okunma |
|
345 |
Facebookta Paylaş Tarihi geçmişi itibarıyla Hemsin yöresini "Rize ve Çevresinin tarihi" içerisinde ele almak gerekmektedir. M.Ö. ki dönemlerde Rize ve çevresinde çeşitli kavimlerin yaşadığı; yörenin zaman zaman değişik kavimlerin yönetiminde kaldığı bilinmektedir.
M.Ö. 63'te Roma imparatorluğu egemenliğine girmiştir. Roma imparatorluğunun bölünmesi ile Rize ve çevresi Bizans Yönetimi sınırları içerisinde kalmış tır. Bizans döneminde Rize'nin iç kısımlarında Alon, Kıpçak ve Kuman adlı Türk boylan yerleşmiştir. Bu Türk boyları içerisinde M.5. 623 yıllarında Hamam Beğ idaresinde bugünkü Hemsin yöresinde bir Oğuz Oymağı da bulunuyordu. Adı geçen bu Türk oymağı, daha önce Oğuz- Türkmen-Partlı/Arşaklı Devletini ku ran 1. Arsak (M.Ö. 250 - M.Ö 247) tarafından Ma-nua idaresinde bir ön kuvvet korucu olarak Amadan-Mamadan bölgesine yerleştirilmişti. Uzun süre Amadan-Mamadan yöresini kendilerine yurt edinen bu Türk oymağı, daha sonraları Sasaniler'in yoğun din baskılarına ma-hruz kaldılar. Mecusi (Ateşe tapan) inancına sahip Sasaniler'in bu dine geçmeleri için zorlamaları üzerine, Bu yörede tutunamayacaklarını anlayınca 623 yıllarında Hamam Beğ idaresinde Rize yöresine göçüp "Danpur" denilen yıkık kasabayı imar ettiler. Yeniden imar ettikleri bu beldeye beylerinin adına izafeten "Hamama Şen (Hamama Bad/ Hamamın Şenlendirdiği) " adını verdiler. Bu Türkçe ad zamanla Hemşen/ Hemsin biçimine girerek günümüze kadar geldi.
Tarihi kaynaklardan Hemşinliler'in atalarının Ha-madan/ Hemedan'dan ayrıldıktan sonra Kars- Göle dolaylarına yerleştikleri; sonradan Acaristan ve Çoruh bölgesine inerek Çoruh'u karşıya geçtikleri ifade edilmekte ve Bizans kralı 6. Kostantin tarafından şimdiki Hemsin yöresine yerleştirildikleri belirtilmektedir. Ayrıca Osmanlı vergi defterinde Hemşinliler için; "Muselmanı Kadım" yanı: 1461 Osmanlı Fethi öncesi eski müslümanlar ifadesini kullanılması da bu duru mu doğrulamaktadır. Akkoyunlu Türk Devleti zama nında (1350- 1502) Rize'nin güney kesiminde yer alan Hemşin'e birçok Türk boyu yerleşmiştir. Aşağı Çamlıca (Viçe) ve Molaveyis (Ülkü) köy de bulunan Koç tıeykeleri bu yörelerdeki Türklüğ'ün bariz delille ridir. Benzeri koç heykelleri doğu Anadolu ve Azer baycan gibi diğer Türk bölgelerinde de bulunmakta dır. Koyun ve koç heykelleri ortaasya Türk kültürün den kaynaklanmaktadır.
Türkler göçüp yerleştikleri yerlerde ölen ilk ata larının mezar taşlarına taştan oyulma koç heykeli dikerler, bu bir Türklük geleneğidir.
1461 yılında Fatih Sultan Mehmet'in Trabzon'un fethi ile birlikte Rize ve çevresi de Osmanlı toprakları-na katılmıştır. 1486 ve 1534 tarihli Trabzon sancağı Mufassal Tapu tahrir defterlerine göre bölgenin mer-kezi yönetime bağlandığını görüyoruz. Bu kayıtlara göre Kaza-i Hemşen'e (Hemsin Kazası) bağlı 34 köy bulunuyordu. Hemsin kazasının; Hemsin, kara Hem-sin, Eskanos(Senos- Kaptanpaşa) olmak üzere üç nahiyesi vardı. 1536 tarihinde yapılan yeni bir idari tak-simatla Hemsin, ispir sancağına bağlanmıştı.
1600 tarihli kaynaklarda da bu sancağa bağlı olduğu görülür. 1753 ve 1831 tarihli tapu kayıtları ile ilgili belgelerde de Hemsin kazasının Trabzon sancağına bağlı olduğu yazılmaktadır. 1836 yılında yapılan yeni bir taksimatla Atina (Pazar) ilçe, Hemşin'de Pa-zar'a bağlı bir nahiye olur. Daha sonra 1856-1857 yıllarında Hemşin'in kaza olduğu bilinmektedir. An-cak 1878 yılında Berlin Antlaşması ile yapılan yeni bir idare düzenleme ile Çoruh iline bağlı bir bucak; 1904 tarihinden sonra da Trabzon'a bağlı olduğu görülmektedir.
05.03.1916 tarihinde Rus işgali sonucunda Hemsin, Batum Sancağı'na bağlı olarak yönetilmeye başlanmıştır. 15.08.1918 tarihinde Rus işgalinin kaldırılması sonucunda da Hemsin tekrar Osmanlı impa-ratorluğu yönetimine girmiştir.
Cumhuriyet dönemi ilk idari taksimat 20.04.1924 tarihinde yapılmış; yapılan bu taksimatla Hemsin tekrar Pazar'a bağlı bir bucak olmuştur.
Son olarak 09.05.1990 tarih ve 3644 sayılı kanunla Hemsin yenidin ilce olarak kurulmuş; 19.08.1991 tarihi itibariyle teşkilatlanmaya başlamıştır. Böylece 133 yıl sonra Hemsin ilçe olma statüsüne yeniden kavuşmuştur.
Yöremiz tarihi ile ilgili değerli araştırmaları olan Prof. Dr. Fahrettin KİRZİOĞLU Hemşin'den bahseder-ken Orta Asya Türklerinden kalan bir boyun hatıra sini taşıyan 14 Asırlık (Hem-şen) adının yalnız başına bile; Anadolu'nun Karadeniz dağlarının denize bakan eteklerinden islamiyet'ten önceki Türklük varlığını tanıtacak güzel bir vesika mahiyetinde olduğunu ifade etmektedir. Yaşayış bakı-mından yarı göçebe bir hayat süren Hemşinliler'in Oğuzlar'ın yazı dilinin bozuk bir lehçesi ile konuştukları bir gerçektir. Hemşin'in başlangıçta esas yerleşim merkezi: Fırtına deresinin yukarı kesimlerinde yer alan Baş Hemsin, Aşağı Hemsin ve Kale-i Balâ'dır. Ancak zamanla nüfusun artması ile önce Rusya içlerine daha sonra da Türkiye safında gurbet hayatına atıldıkları görülür.
Hemşinliler'in Anadolu'ya ilk gelen Türkler'den olup halen Dede Korkut dilini konuştukları bir gerçektir. Nitekim, Prof. Dr. Laszla KASONYİ türanit (Türk) tipini Doğu Karadeniz'de ilk çağlardan beri mevcut olduğunu ifade etmektedir. Hemsin Dil yapısı incelendiği zaman Türk dilinin en sağlam kaynağı sayılan Divan-i Lügat-it Türk'deki mecvut birçok Türkçe sözlerin halen Hemşinliler'in günlük konuşmalarında yer aldığı görülmektedir. Kaşgarlı Mahmut tarafın-dan 1072-1074 yıllarında derlenen Divan-ı Lügat-it Türk'ün tercümesinde geçen "EMŞEN" kelimesinin kuzu derisi kürk yapılan deri anlamına geldiği görül-mektedir. Deriden yapılmış kürk giyen, kabile boy başkanlarına izafetten Hemşen'li deyiminin ortaya çıktığıda ifade edilmektedir. (Hemsin isminin Hemşen kelimesinden ortaya çıkmış olabileceği kuvvetli bir ih-timaldir). (H harfini) Bu kelimenin yer almaması, Çağatay Türkçe'sinde (H) harfinin bulunmamasından kaynaklan maktadır. "EMŞEN" kelimesinin Anadolu Türkçe'sinde "HEMŞEN" olarak geçmesi de doğaldır.
Bu gün Hemşinliler'in gelenek ve göreneklerin-den halen varlığını sürdüren birçok adetler Orta As-ya'dan başlayıp iran üzerinden devam eden ve Doğu Karadenizin iç kesimlerinde noktalanan tarihi yolculu-ğun birer delili olarak durmaktadır. Örneğin; eskiden Ergenekon dolaylarında dağlarda yapılan "Vartivor" eğlenceleri şimdi aynı ihtişamıyla Hemsin yaylalarında devam etmektedir. Horasan kuşağı ve Farsça Puşiş (Örtülecek Şey) kelimesinden gelen "Püşi" ise; kendi-ne has bağlama biçimi ile Hemşinliler'in hayatında; Orta Asya, Hemedan ve Anadolu hatmin çok güzel bir hatırası olarak varlığını sürdürmektedir.
Kaynak: Rize Valiliği Resmi Sitesi
|