..wWw.Mircte.Org...islami Sohbet, Sohbet Odaları,islami Chat,Dini Sohbet Kelimelerinde Türkiyenin En Çok Ziyaret Edilen Bedava Sohbet Sitesine hoşgeLdiniZ..

Menü

   Ana Sayfa
   islami Sohbet'e Giriş
  Dini Sohbetler
  Ağir abi Sözleri
  Aşk Sözleri
  Aşka DaiR
  bedava program indir
  Damar SözLer
  Dantel Modelleri
  Dini Resimli Sözler
  Diyet Listesi
  Erkek Giyim
  Galeri
  Güzel Sözler
  Hayata DaiR
  Hazır MesajlaR
  HikayeLer
  Hüzünlü Sözler
  iLahi sözLeri
  ilahi dinle
  iLahi klipLeri izle
  iSLami Sohbet OdaLari
  Kadın Giyim Moda
  Komik Sözler
  Kurtlar Vadisi Pusu
  Magazin Haberleri
  Mirc Dökümanları
  MirCTe GeyiK
  Mobilya Dekorasyon
  Muzik video
  ResimLi SiirLer
  Rize
  rüya tabirleri
  Sana DaiR
  Sohbet odaları
  Son dakika haberleri
  Takı Tasarım
  Yemek Tarifleri
  Örgü - El İşleri
  Şarkı SözLeri
  Şifalı Bitkiler
  Şiirler
  İletişim
 

         sitemap

 Dini Hikayeler - Çobandaki Feraset ve Marifet

Dini Hikayeler - Çobandaki Feraset ve Marifet - - Sohbet ve chat aramaları - için kullanıcılarına hizmet veren - Türkiye'nin en iyi sohbet sitesi - sohbet siteleri - chat odaları - damar sözler - aşk sözleri - güzel sözler - canlı sohbet - islami chat - dini sohbet - islami sohbet - dini chat - hayata dair aşka dair Sohbet arkadaşlıkları kurmak isteyenlere  

Okunma

2625
islami sohbet
Abdullah bin Mübarek (rah) bir gün Medine dışında seyahat ediyordu. Yolda koyun otlatan genç bir çoban gördü. Gence acıdı. Bu zavallı genç, çocuklukta cobanlık yaparsa büyüyünce Allah Teala'nın ibadet ve marifetini nasıl öğrenir, diye düşündü ve kendi kendine, `Gideyim, ona Allah Teala'yı tanıması için bazı şeyler söyleyeyim, bir kaç mesele öğreteyim" deyip genç çobanın yanına geldi. Ona selam verip tanıştıktan sonra,

"Evladım, Allah Teala'yı bilir misin? diye sordu. Çoban,

"Kul sahibini nasıl bilmez?" dedi. Abdullah bin Mübarek,

"Allah Teala'yı ne ile nasıl tanıdın, kim öğretti? diye sordu. Çoban,

"Bu koyunlarımla tanıdım" dedi. Abdullah bin Mubarek,

"Bu koyunlarla O`nu ne şekilde tanıdın ki? diye sordu. Çoban,

"Düşünsene, bu bir kaç koyun sahipsiz ve çobansız olmaz, olan da bir işe yaramaz. Bunlara su ve ot verecek, kurttan ve diğer tehlikelerden koruyacak birisi lazımdır. Bundan anladım ki kainat, insanlar, cinler, hayvanlar, diğer canlılar ve şu üzerimde uçan kanatlı kuşlar bir koruyucuya muhtaçtır. Hem bunlar kendi kendine olmaz. Şu alemde ki binlerce çeşit varlıkları yaratan, koruyan, kollayan, hepsine gücü yeten biri vardır. Bu Allah Teala'dan başkası değildir. İşte bu koyunlarla Allah Teala'nın varlığını böylece bildim" dedi. Abdullah bin Mübarek,

"Allah Teala'yı nasıl bilirsin?" diye sordu. Çoban,

"O`nu hiçbir şeye benzetmeden bilirim" dedi.

"O`nun hiçbir şeye benzemediğini nasıl bildin?" diye sordu. Çoban,

"Yine bu koyunları düşünerek böyle olduğunu bildim" dedi. Abdullah bin Mübarek,

"Nasıl düşündün?" diye sordu. Çoban,

"Şöyle düşündüm: Ben bu koyunların çobanıyım, onları sevk ve idare ediyorum. Bakıyorum, ne onlar bana benziyor, ne de ben onlara. Bundan anladım ki, bir çoban koyunlarına benzemezse, bütün varlıkların sahibi olan Allah Teala da kullarına benzemez" dedi. Abdullah bin Mübarek,

"Güzel, doğru söyledin. İlimden bir şey öğrendin mi? diye sordu. Çoban,

"Ben bu sahralarda, nasıl ilim tahsil edebilirim ki" dedi. Abdullah bin Mübarek,

"Peki, bu ferasetle başka ne öğrenmişsin?" diye sordu. Çoban,

"Yüce Allah'ın yardımı ile üç çeşit ilim öğrendim. Bunlar gönül ilmi ve beden ilmidir" dedi. Abdullah bin Mübarek,

"Bunlar nelerdir?" diye sorunca, genç çoban şöyle açıkladı.

"Gönül ilmi şudur: Allah bana kalp verdi. Orayı kendisine muhabbet ve marifet yeri yaptı. İstedi ki bu kalp ile O`nu bileyim, tanıyayım ve seveyim. Ayrıca O`nun sevdiklerini de seveyim, sevmediklerine kalbimde yer vermeyeyim, onlardan uzak kalayım.

Dil ilmi şudur: Allah bana dil verdi. Bu dilimle kendisini zikretmemi, adını anmamı ve nimetlerini anlatmamı istedi. Dilime kötü sözü yasakladı.

Beden ilmi şudur: Yüce Allah bana beden verdi. Onunla kendisine hizmet ve ibadet yapmamı istedi. Hayırda koşmayı, kötü işlerden uzaklaşmayı emretti."

Genç çobandan bunları dinleyen Abdullah bin Mübarek, işittiklerine hayret etti. Çok memnun oldu. Çobanı tebrik etti ve ona,

"Ey genç, senin bu söylediklerin öncekilerin ve sonrakilerin bilmesi gereken ilimdir. İlmin aslını ve herkese lazım olanı sen söyledin. Şimdi o temiz gönlünle bana bir nasihat et" dedi. Genç çoban şunları söyledi.

"Efendi, yüzünüzden alim bir zat olduğunuz belli oluyor. Eğer ilmi Allah rızası için öğrendi iseniz artık insanlardan bir şey istemeyin, onlardan bir menfaat beklemeyin. Eger din ilmini dünya kazanmak icin ögrenmişseniz ahirette bir faydasını göremezsiniz, cennete giremezsiniz. Ayrıca vebali de sana kalır" dedi.

Abdullah bin Mübarek (rah), genç çobana dua ederek ve yüce Allah'a şükrederek oradan ayrıldı

Ateşin Yakmadığı aşık, Dilaver Selvi, Semerkand Yayınları
 

 



  Yorumlar

 
2011 Sonbahar Mukluk Botları


Victoria Beckham 2013


PhpFreeChat 1.0 Beta 6


AsıL FaKirLiK


Çok Yaralı


kendime-cay-yaptim


islami-sohbet-komutlar-nick-komutlari


cepte-sohbet


sohbetlim-net


mobil-sohbetin-tek-adresi


sohbet-sila


sohbetlim-de-2018-sohbet


Kahvedeki Gizli Özlem


mp3 dönüştürücü müzik indir


İmera - Vazgeçtim


Copyright © 2008 © 2018 Tüm Hakları Saklıdır mircte.org

Desing By eFe