|
|
 |
Okunma |
|
619 |
Facebookta Paylaş
Senden SonRa HerşeY Sana DaiR...
Sabah erken uyanabilmek için kül tablasını başucumda bıraktım.
Rüyamda içtiğim sigaraların dumanı tüm odayı kuşatmış. Tırnaklarım, saçlarım ve tüm boşluklarım dibine kadar kül… Sen içime çektiğim nikotinden zarar görme diye sırf kalbimin bütün kapılarını sıkı sıkı kapatacağım ve sigaranın dudaklarında ne kadar güzel görünebileceğini hiçbir zaman anlatmayacağım sana…
Aynaya baktığım zaman üç gecedir uyumayan bedenimin, bu dört saatlik uykudan pek tatmin olmadığını anladım. Neyse ki uykusuzluk yakışıyor bana; çirkinliğimi tamamlıyor. Uykusuzluğuma armağan etmek için kahve suyu kaynatmaya başladım. Dün gece telaşlı yumruklarla kapımı çalan martıyı düşündüm sonra uzun uzun. O martıyı sana hediye etmenin yollarını aradım. Gökler bir sana bir de ona yakışır herhalde… Fakat önce saklamak için bambaşka yerlere koyup kaybettiğim denizlerimi bulmalıyım. Denizleri o martının ceplerine doldurup sana ulaştırmalıyım. Hak etmiyor derinliğin denizsiz kalmayı.
Gün boyunca insanların gözünde duygularımı kabul eden bir ifade aradım. Çabalarım boşa! N’olur sen söyle; hangi kitapta yazıyor kişinin tanımadığı birine âşık olamayacağı? Yanımdasızlığını düşünüp hüzünlendiğim her an şehrin birinde sana bir daha rastlamak için dualar tutturdum tüm ikiyüzlülüğümle. Senin varlığını bilmeden önce ne kadar kolaydı insanların hayatına karışmayan bir tanrıyla ilgili ahkâm kesmek. Hâlbuki şu an, içime, seni tekrar görebilme umudu ekecek bir tanrıya, en az hayat kokan sabah kahvelerim kadar muhtacım…
Dışarıya çıkınca yaşadığım şehirden nasıl nefret ettiğimi bir kez daha anladım ve seninkine ucundan kıyısından benzer belki diye eskitmeye çalıştım tüm sokakları. Ankra'yı bir uçtan bir uca yirmi altı kez dolaştım. Bir öykü okudum, bir şarkı dinledim, bir yerlerden bulduğum fotoğrafının karşısına oturup kendime sarıldım. Belki yabancılığından sızan güzel müzik üstüme sinmiştir diye seni gördüğüm gece giydiğim koyu siyah elbisemi kokladım. Nafile… Gözlerimi yüzüne emanet edip, seni keşfetmek için karşında durduğum o kısacık anlarda, sende gördüğüm notaları beynime kazımış olmasam ne kadar az şey kalacakmış bende içinde ‘sen’ olan. Bu yüzden seni özenle içime sakladım…
Beni seven bütün arkadaşlarıma telefon açıp iki yüz yirmi iki kez seni özlediğimi söyledim. Sayılara gereğinden fazlaca anlamlar yükledim. Kısacası bugün, seni bir kez görmüş olmama aldırmadan deliler gibi seni özledim...
Acaba bir ikincisi olur mu bu melodik gelişinin?
|