|
|
 |
Okunma |
|
283 |
Facebookta Paylaş
Islaktı bakışların, üşütüyordu İnce bir hüzündü gülüşün Suskunluğun kanayan gökyüzüydü. Yüzüne baktım; Her çizgisi ayrı ayrı anlattı umutsuzluğu Şakakta soğuk namlu ucuydu bakışların..
Mezar sessizliğinin korkunç yankıları Ruhuma çarparak çoğaldı. Anladım ki, yapacak hiçbir şey yoktu. Hiçbir şey.... Yine de konuşmak istedim Sorular sormak istedim. ‘ Sus! dedi suskunluğun ‘ Sözcük ötesi anlamalarda kal.. Ya da anlama.. Ya da anlamadım....Anlayamadım....
İşte tam o anda Bir martının kanadı değdi Keskin bir bıçak gibi ruhuma. Sonra bıraktığın işaretler birer birer silindiler Efil efil bir esinti söndürdü kandilimi Işık günü terketti.
Günbatımları gibi mağrurdu gidişin Öfkeliydin, acımasızdın da.. Gururun belletiyordu rolünü sana.. Unuttuğun repliği anında fısıldıyordu kırılmışlığın
Sonra yüreğini gördüm. Yaralıydı... Hem de derin ve büyüktü yara Yiğitler yiğidi bu kalp korkuyordu Korkuyorduk, çok korkuyorduk.. Kayıp aşkın ışığı zar zor aydınlattı yüzümüzü Dökülen son yaprağın hüznünü gördüm sararmış yüzünde.
Günbatımları gibi mağrurdu gidişin.. Islaktı bakışların, üşütüyordu.. Ve korkuyordun, korkuyorduk....
|