|
|
 |
Okunma |
|
771 |
Facebookta Paylaş
Bu kez ağlama, Gül gözlerime,ayrılırken! Bize ölümden ötesi yalan... '' Dedi. Göğsüne bastırırken, ”en değerli “ hediyeyi …….. Çeyrek kalmışken vuslata(aşka) Gecenin nefesi değdi tenimize Çekilmişken el ayak şehrin üzerinden Sevdanın ateşi düştü içimize Gök gürültüsü eşliğinde dalarken sevda uykusuna En uzaktaki yıldız girdi düşlerimize Süzülürken güneş nazlı bir gelin gibi pencerelerden Ak ışıkları düştü üzerimize Gözlerimi açarken gözbebeklerinde Bıraktın dudaklarıma günaydınlı buselerini İçerken ellerinden demli çayımı Sıkıca kavrayıp bedenimi Fısıldadın kulağıma; “Bak! Hayal değil, gerçek işte… Merhaba! Dedim güne kollarında” Arşınlarken delice, sevda şehrinin sokaklarını Selamladık avaz avaz şarkı söyleyen çocukları Eşlik ederken onlara, Sitem ettik bilmiyorlar diye Sevdamızın (YasakLarda) türküsünü Özgürlüğe kaçan kürek mahkumları gibi İlk kez görüyorduk sanki günışığını Bizimdi şehrin tüm sokakları, parkları otobüs durakları Ve tozlu yolları... Şahit oldu sevdamıza Soluklanmak için oturduğumuz otobüs durağı Toplayıp bacaklarını kurulduğunda bankın üzerine Karşıdaki bekçi yakaladı kaçamak öpüşlerimi Sonraya bıraktık mantarlı gözlemeyi Son değildi ki sevdamızın seferi İlk kez kıskandım Ferhat’ı Susadım diye ettiğinde sitemi Kaçmak için akşam güneşinden Tek tek dolaştık bankları Biz kaçarken güneşten Veda saati yakaladı bizi ……… Hiç korkmamıştım ölümden; “Seni benden önce almasın yaradan” dediğin güne kadar Korkuyorum! Şimdi ölmekten değil ama seni bensiz bırakmaktan! Ölmek sensiz kalmak demek! Sensiz kalmak zaten ölmek..!
|