|
|
 |
Okunma |
|
2907 |
Facebookta Paylaş
Sensiz de Yaşanıyor!Sensiz
de geçiyor işte günler! Zaten gün dediğin ne ki? Bir sabaha açıyorum
gözümü, bir akşama yumuyorum. Gün günü kovalıyor, hafta dediğin aya
dönüyor. Ömür öylesine gelip geçiyor! Sensiz
de yaşanıyor işte! İlk zamanlar çok canım yanmıştı ama insan her şeye
alışıyor. Yokluğu da öğreniyorsun, açlığı da, üşümeyi de, yanmayı da… Sensiz
de yeniyor yemek işte! Gerçi ekmeğin köşesini hep sana ayırmak geçiyor
içimden ama yapmıyorum. İnadına ben yiyorum. Olmayan hakkını kaybediyor! Sensiz
de gülünüyor işte! Bazen öyle olaylar oluyor ki, elim telefona gidiyor.
Anlatmak istiyorum çünkü sadece ikimiz anlarız, biliyorum fakat
aramıyorum! Sensiz
de uyunuyor işte! İlk zamanlar dönüp durduğum o yatağa, şimdi kafamı
koyunca kapanıyor gözlerim. Hayatın yorgunluğu, günün stresi derken,
vücut da bitiyor. Bir ara yastığa sarılıyordum sen diye! Şimdi uyanınca
bakıyorum ki, elim kolum bomboş! Vakti gelince saracaktır başka bedeni,
bekliyorum! Sensiz
de içiliyor işte! Akşamüstü bir yorgunluk kahvesi yapıyorum kendime,
üstü bol köpüklü. Geçiyorum camın kenarına, hava güzelse balkona; fonda
Edith Piaff, bazen Sezen ya da Müzeyyen Abla, ses veriyorlar bana.
Kahvenin tadı değişmiyor sen yoksun diye! Sadece artık fal
kapatmıyorum.. Sensiz
de geziliyor işte! Kendimi o dört duvarın arasından çıkardım. Kimi
akşam dostlarla duble yanı sohbete, ülke kurtarmaya; kimi zaman tek
başıma tiyatroya gidiyorum. Yollarda senin adın yazan dükkan isimleri
çarpıyor gözüme, o an içim bir sızlıyor ama o da geçiyor. Kendi kendime
gülümsüyorum. Velhasıl,
sensiz de bu ömür bir şekilde geçiyor. Zaman, kabuk bağlatıyor
yaraları. Ölümün acısına katlanan insan, ayrılığınkine de dayanıyor.
Uykusuz geceler de bitiyor, hiç dinmeyecek sandığım gözyaşlarım da! Her
hayat kendi hikayesini yazıyor. Kimi renkli, kimi garip, kimi sıradan
ama hepsi bir yerinde aşka çarpıyor. Sonra bitiyor umutlar, ayrılık
dediğin kapıyı çalıyor. Vakit geçtikçe, bitmez sandığın her şey yavaş
yavaş bitiyor. Sensiz de yaşanıyor yani; ancak aklımı kurcalayan soru
şu: Ne gerek var? Candan Ünal
|