|
|
 |
Okunma |
|
2059 |
Facebookta Paylaş

Seni
sevmek, çocukluktan kalan bir kokuyu yıllar sonra duymak gibi, biraz
hüzünlü ve hasret yüklü bir tat bırakıyor tebessümlerde. Sende özlediğim
bir şey var. Neyi özlediğini bilmezken insan, neyi sevdiğini de
bulamıyor elbette! Uzun
yıllar önce gittiğin bir şehri anımsamak gibi, sende özlediğim bir şey
var. O yüzden tam olarak kopamayışım. Biriktirdiğim anılar az olsa da,
içimde, derinlerde sana ait olan bir yer var. Kalbimin haritasında
sınırlarını çizdiğim şehrim gibisin. Adı Van belki… Önemli olan
isim koymak değil, sende hasretini duyduğum bir şey var. Neresinden
anlatsam olmuyor, tarifi mümkün değil. Umudum da yok artık üstelik,
birlikte yaşlanma hayalleri kurmuyorum. Balkonda kahvemizi yudumlayarak,
sallanan sandalyede iki lafın belini kıramayacağız gelecekte,
biliyorum. İnadımdan mı bu tırnaklarımı geçirmek kollarına, yoksa
bırakınca düşeceğimi bilmemden mi? Sen karar ver, aşk mı bu? Dün
akşam şöyle bir göz gezdirdim evime, senden ne kalmış diye geriye; öyle
az ki! Birkaç kitap, solmaya yüz tutmuş bir resim, bir de elimde
kehribar tespihin kokusu… Üstüne hikayeler yazmaya yetecek kadar çok
olsa da, yaşadıklarıma doymaya yetmiyor. Senden sonra daha doğru
okuyorum satırları, yalnızlığımı sayende tanıştığım yazarlarla
gideriyorum. Sigarayı azalttım ama değişime direnen bir yanım var, hala
hesabı istemek için garsonlara sesleniyorum. Ve hala asalet, üstümde
asil durmuyor. Yine horluyorum geceleri, en azından öyle olduğunu tahmin
ediyorum. Senden sonra kimseyle paylaştığım bir uykum olmadı,
soramıyorum. Sende özlediğim bir şeyler var. Yağmurdan sonra çıkan
toprak kokusuna, rakının boğazımda bıraktığı tada benzeyen, ismini
koyamadığım ama sevdiğim bir şeyler var. Öyle olmadık zamanlarda
geliyorsun ki aklıma, ruhum karışıyor. Salonun içine dalıyorsun rüzgarla
gece yarısı, utanmadan yastığımı paylaşıyorsun, sokuluyorsun yorganımın
altına, sığmıyoruz işte şu koltuğa, biliyorsun. Hayalinle kavga
ediyorum anlayacağın, seni özlüyorum. Sabah aynaya baktım, saçlarım
ağarıyor. Sanki ellerim de kırışıyor ama daha zaman var diye
öteliyorum. Güz de geldi zaten, yakındır karın yağması, görüşmesek de
büyürüm, biliyorum. Zaten bir büyüsem, neler öğreteceğim sana ama
saatimi kuramadım yıllara, ona üzülüyorum. Aşk dolu şarkılar
söyleyemez oldum. Hep hasrete, ayrılığa gidiyor dilim. Sınırı olmayan
bir keder bulutu gibi savruluyorum öyle. Bu yalnızlık odasında, ayna
bile kendine bakarak kırılıyor. Başkalarını sevmeyi deneyecektim aslında
ama olmuyor. Sende bana ait bir şey var..
|